2024 Fakülte Mezuniyet Törenimiz
2024 Tören Takvimi için tıklayın
Harekete Geç
HATAY DESTEK MERKEZİNDE SOSYAL SORUMLULUK ETKİNLİĞİ
27-31 Aralık 2023 tarihinde Depremden en çok etkilenen şehirlerimizden biri olan Hatay Belen’de Destek Merkezlerinde kadın-çocuklarla egzersiz etkinlikleri yapılmıştır. Öğrencilerimize ve destek olan gönlüllülere teşekkür ederim. Prof.Dr. Özlem Ülger Dekan
Lisans öğrencilerimizin 7. Ulusal El rehabilitasyonu Kongresi Sözlü Bildiri Sunmuşlardır. Kendilerini tebrik ediyoruz...
Patent yarışmasında akademisyenlerimize ödül
Kardeş Okul Projemiz
Mardin Midyat’ta kardeş okul seçen öğrenciler belli aralıklarla okulun ihtiyaçlarına yönelik projeler gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda, 20-23 Nisan 2023 tarihinde üniversite sınavında tercih yapacak öğrencilere, fizyoterapistlik mesleği ve bölüm tanıtımı yapıldı. İhtiyacı olan öğrencilerin kırtasiye ihtiyaçları karşılandı. Katılım sağlayan ve bu sosyal sorumluluk projesini yürüten öğrencilerimize teşekkür ederim. Prof.Dr. Özlem Ülger Dekan
KADINLAR GÜNÜ ETKİNLİĞİ
Öğrencilerimiz tarafından 8 Mart 2023 tarihinde, Dünya Kadınlar günü için ‘’ Güç Bizde ‘’ projesi ile kadın ve kadın beyanlı bireyler için mor bileklikler yapılmıştır. Farkındalık oluşmasına katkı sağlayan bu sosyal sorumluluk etkinliği için öğrencilerimize teşekkür ederim.
Afet Eylem Planı
MENTAP
Engelli ve yaşlılara bakım verenler için ruh sağlığı ve sağlık eğitimi
SABAK Akreditasyon Belgesi Takdim Töreni
SABAK Akreditasyon Belgesi Takdim Töreni, 18 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
Fizyoterapi ve Rehabilitasyonda 60 Yıl
Öğrenci Kılavuzu
Fakültemizin Lisans Öğrenci kılavuzu yayınlanmıştır.
Araştırma Öncelik Alanları Raporu

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi

Temel Fizyoterapi Rehabilitasyon Bölümü

  • Temel Fizyoterapi Rehabilitasyon Anabilim Dalı

  • Fizyoterapi Rehabilitasyon Eğitimi ve Bilişimi Anabilim Dalı

  • Kalp ve Solunum Fizyoterapisi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı

  • Kas İskelet Fizyoterapisi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı

  • Nörolojik Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı

  • Sporda Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı


 

Araştırma Laboratuvarları

  • El Cerrahisi Rehabilitasyon Ünitesi Laboratuvarı

  • Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Araştırma Laboratuvarı

  • FTR Proje Uygulama Birimi I

  • Gelişimsel ve Erken Fizyoterapi Ünitesi

  • Kadın ve Erkek Sağlığında Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Ünitesi Laboratuvarı

  • Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi

  • Nörolojik Rehabilitasyon Okul Ünitesi Laboratuvarı

  • Nörolojik Rehabilitasyon Ünitesi Hastane Laboratuvarı

  • Nöroşirurjide Fizyoterapi Ünitesi

  • Omurga Sağlığı Ünitesi

  • Onkolojik Rehabilitasyon Laboratuvarı

  • Ortopedik Rehabilitasyon Ünitesi Laboratuvarı

  • Pediatrik Nöromusküler Hastalıklar Ünitesi Laboratuvarı

  • Proje Laboratuvarı

  • Protez-Ortez Atölyesi

  • Romatolojik Rehabilitasyon Ünitesi

  • Serebral Palsi ve Pediatrik Rehabilitasyon Ünitesi Laboratuvarı

  • Sporcu Sağlığı Ünitesi

  • Yanık Ünitesi

  • Yutma Bozuklukları Ünitesi Laboratuvarı


 

Fizyoterapi Eğitimi ve Bilişim Anabilim Dalı

Araştırma Öncelik Alanları

  • Fizyoterapi ve Rehabilitasyon’da Eğitim ve Bilişim

Alt Çalışma Konuları

  • Simülasyon

  • Sanal gerçeklik ve arttırılmış gerçeklik

  • Oyun temelli öğrenme

  • Mobil uygulama

  • Akran eğitimi

  • Problem temelli öğrenme yaklaşımları

  • 21.yüzyıl becerileri ve eğitimi

  • Ölçme ve değerlendirme teknolojileri

  • Güncel eğitim araç ve gereçleri

  • Harmanlanmış öğrenme

  • Çevrimiçi öğrenme ortamı

  • Eğitici eğitimi

  • Müfredat güncellemesi ve teknoloji transferi

  • Mikro-yeterlilikler (microcredentials), digital badge uygulamaları

  • Esnek öğrenme

  • Eğitim-öğretim süreçlerinde kalite güvencesi

Anahtar Kelimeler

Simülasyon, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, oyun temelli öğrenme, ciddi oyun, mobil uygulama, akran eğitimi, problem temelli öğrenme yaklaşımları, 21.yy yeterlikleri ve eğitimi, ölçme ve değerlendirme teknolojileri, eğitici eğitimi, güncel eğitim araç ve gereçleri, harmanlanmış öğrenme, çevrimiçi öğrenme, mikro-yeterlilikler (microcredentials), esnek öğrenme, eğitim-öğretim süreçlerinde kalite güvencesi


 

Önemi ve Gerekçesi

Hacettepe Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (FTR) bölümü 1961 yılında Prof. Dr. İhsan Doğramacı tarafından Ankara Üniversitesi Hemşirelik ve Sağman Okulu’na bağlı olarak kurulmuş, 1967 yılında Hacettepe Üniversitesi’nin kurulmasıyla rektörlüğe bağlı olarak Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu çatısı altında eğitim-öğretime devam etmiştir. Bölümümüz Türkiye’nin ilk FTR bölümüdür. Aynı zamanda ilk FTR fakültesi ve ulusal ve uluslararası akreditasyona sahip ilk FTR bölümüdür. Lisansüstü düzeyde ise; Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Kardiyopulmoner Rehabilitasyon, Protez Ortez ve Biyomekani, Spor Fizyoterapistliği, Ortopedik Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Nöroloji Fizyoterapistliği programları çatısı altında toplamda 805 mezuna ve öğrenimine devam eden 134 yüksek lisans ve 188’i doktora öğrencisine sahiptir. Fakültemiz ülkemizde ilk olarak kurulan ve her geçen yıl yenileri eklenen eğitim, araştırma ve uygulama üniteleri ve protez-ortez atölyesi ile dünyada da çok önemli bir konuma sahiptir. Bu ünitelerde bilimsel çalışmalar, projeler, tez çalışmaları yürütülmesinin yanı sıra klinik deneyimin artırılması, fizyoterapistlere rehberlik etmesi, öğrencilere de staj olanakları sağlaması açısından değerlidir. Bugüne kadar Hacettepe Üniversitesi FTR fakültesi eğitim alanında öncü olmuştur, günümüz teknolojik gelişmeleri ve toplumsal olaylar eğitimin güncellenme ve gelişmelere uyum sağlama ihtiyacını göz önüne sermektedir. Bu bağlamda eğitim ve bilişim bağlamındaki araştırmalarla 21. Yüzyıl becerileri göz önünde bulundurularak, mezunların ve FTR hizmetinin kalitesinin arttırılabilmesi için eğitim ve bilişim alanında çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.


 


 

Kalp ve Solunum Fizyoterapisi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı

Araştırma Öncelik Alanları

  • Sağlıklı yaşam ve egzersiz

  • Fiziksel aktivite ve inaktivite ile mücadele

  • Nadir hastalıklarda fizyoterapi ve rehabilitasyon

  • Giyilebilir teknolojilerin rehabilitasyonda kullanımı

  • Kronik hastalık yönetimi

  • Rehabilitasyon Teknolojileri

  • Egzersiz alışkanlığında sürdürülebilir motivasyon

  • Kronik ağrı yönetiminde egzersiz etkinliğinin bilişsel yeniden yapılanmanın fonksiyonel MR ile değerlendirilmesi

  • Kronik ağrı yönetiminde egzersiz etkilerinin sonuçlarının yapay zeka temelinde ürüne dönüştürülmesi

  • Kronik ağrı yönetiminde hasta eğitiminin ve standardize egzersiz protokollerinin telerehabilitasyon yolu ile katılımın artırılması

  • Sağlığın sürdürülmesinde kronik ağrı yönetiminde biyopsikososyal temelli egzersizin rolü

Alt Çalışma Konuları

  • Fiziksel aktivite ve fiziksel aktivite danışmanlığı

  • Egzersiz

  • Kronik solunum hastalıkları

  • Kronik kalp hastalıkları

  • Kronik böbrek hastalıkları

  • Koruyucu rehabilitasyon

  • Metabolik sendrom

  • Diyabetes mellitus

  • Sistemik hipertansiyon

  • Obezite

  • Nadir hastalıklar (Kistik fibrozis, primer siliyer diskinezi, metabolizma hastalıkları)

  • Konjenital kalp hastalıkları

  • Kanser

  • Kardiyovasküler hastalıklar ve solunum problemlerinin rehabilitasyonunda teknoloji

  • Akut kardiyovasküler durumlar ve cerrahiler

  • Akut pulmoner durumlar ve cerrahiler

  • Solid organ transplantasyonları (Kalp, akciğer, böbrek, karaciğer, kalp-akciğer)

  • Kronik ağrı

  • Biyopsikososyal yaklaşım

  • Yapay zeka

  • Telerehabilitasyon

Anahtar Kelimeler

Fiziksel aktivite, fiziksel inaktivite, egzersiz, egzersiz testi, egzersiz kapasitesi, egzersiz eğitimi, kronik solunum hastalıkları, konjenital kalp anomalileri, metabolik sendrom, diyabetes mellitus, sistemik hipertansiyon, obezite, sağlıklı yaşam

Önemi ve Gerekçesi

Hasta ve sağlıklı bireylerin yaşam kalitesinin yükseltilmesi, ekonomik ve sosyal hayata aktif ve sağlıklı bir şekilde katılımlarının sağlanabilmesi için kanıta dayalı politikalarla desteklenen, kaliteli, güvenilir, etkin, mali açıdan sürdürülebilir bir sağlık hizmet sunumunda egzersiz eğitimlerinin öneminin vurgulanması, bulaşıcı olmayan hastalık risklerine yönelik olarak, sağlıklı yaşam tarzının teşvik edilmesi ve koruyucu ve tedavi edici hizmet kapasitesi geliştirilmesi, ülkemizin Ar-Ge ve üretim kapasitesini geliştirmek üzere solunum eğitimlerinin ve kullanılan kanıta dayalı ölçümlerin üniversiteler, araştırma merkezleri, laboratuvarlar, teknoloji firmaları, uygulama merkezleri, hekim ve mühendisler gibi sektörün tüm paydaşlarının yer aldığı entegre bir sağlık ekosisteminde veri havuzu oluşturmada etkin kullanımı açısından egzersiz araştırmaları önem kazanmaktadır.

Kronik hastalıklarla ilişkili yaşam tarzı değişikliklerinin altında yatan sebeplerin araştırılması gerekmektedir. Kronik hastalığa ve nadir hastalığa sahip bireylerde ve sağlıklı bireylerde, fiziksel aktivite düzeyinin ve egzersiz kapasitesinin belirlenmesi, kronik hastalıklara yatkın yaşam tarzı değişikliklerinin biyolojik kökenlerinin araştırılması, bu biyolojik belirleyicilerin saptanması ile kronik hastalıkların ortaya çıkışındaki mekanizmaların daha iyi anlaşılmasını sağlamak mümkün olacaktır. Ayrıca, daha iyi hastalık yönetimi ve sağlıklı bireylerde sağlığın korunması ve riskli kişilere yönelik koruyucu stratejilerin erken dönemde saptanıp geliştirebilmesi sağlanacaktır. Değişen dünyada bulaşıcı olmayan kronik hastalıklar önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olarak artmaktadır. Bu konuda gerek koruyucu yaklaşım olarak gerekse sekonder önleme programı olarak yapılacak egzersiz eğitimi ve hasta eğitimi araştırmalarına ihtiyaç bulunmaktadır.

Önerilen konular, tüm dünya için sorun teşkil eden, önlenebilir hastalıklar adına önemlidir. Bunun dışında Hacettepe Hastanelerinde takip edilen nadir hastalıklar bu üniversitenin önemli bir konusudur. Geleneksel ve yenilikçi rehabilitasyon yaklaşımları ile hastanın ulaşabileceği maksimum fiziksel yeterliliğe ulaşması rehabilitasyonun temel amacıdır. Son yıllarda teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler rehabilitasyon alanında da kendini göstermektedir. Yakın gelecek zamanda bu cihaz/sistemlerde rehabilitasyon hizmeti alan hastaların sayısının artması ile büyük veriler elde edilerek hastaların kendine benzer özellikteki hastaların rehabilitasyon süreçleri incelenebilecek, buradan hastaya en uygun rehabilitasyon yaklaşımları seçilebilecek ve hasta ile ilgili gelecek projeksiyonu daha net öngörülebilecektir.

Teknolojinin rehabilitasyona entegrasyonu çok güncel bir yaklaşımdır. Kardiyopulmoner sorunların önemli bir bölümü (primer siliyer diskinezi, kistik fibrozis, metabolizma hastalıkları) nadir hastalıklar sınıfında yer almaktadır. Diğer yaygın görülen hastalıklarda olduğu gibi bu sağlık sorunlarında da fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımları ve teknolojinin sürece entegrasyonu önem taşımaktadır.


 


 

Kas İskelet Fizyoterapisi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı

Araştırma Öncelik Alanları

  • Akut ve kronik ağrı

  • Kas iskelet sistem biyomekanisi ve ergonomi

  • Postür ve omurga sağlığı

  • Ölçme ve değerlendirme teknolojileri,

  • Yürüyüş ve hareket analizi, teknolojik hareket analiz sistemleri

  • Denge problemleri ve düşmeler, denge analiz sistemleri

  • Doğumsal brakiyal pleksus yaralanmaları ve torasik çıkış sendromu

  • Ayak sağlığı ve ayak basınç analizi

  • Protez ve ortezde yeni nesil tasarımlar ve teknolojiler, akıllı uygulamalar

  • Tele-izlem ve tele-rehabilitasyon

  • Ortopedik rehabilitasyon teknolojileri ve geronteknoloji

  • Koruyucu fizyoterapi

  • Sağlıklı yaşam, fiziksel aktivite ve egzersiz,

  • Kronik hastalıkları önleme programları ve fizyoterapi


 

Alt Çalışma Konuları

  • Akut ve kronik ağrı, kortikal reorganizasyon, değerlendirme ve tedavi yöntemleri

  • Kas iskelet sistemine ait farklı patolojilerin yol açtığı biyomekanik problemlerin belirlenmesine ve incelenmesine yönelik teknolojik destekli analizler ve değerlendirme yöntemleri

  • Postür ve postürografik inceleme sistemleri, skolyoz ve skolyoz ölçüm sistemleri

  • Denge analiz sistemleri, düşme riskini belirleme ve düşmeleri izleme sistemleri (sensörlü giysiler, akıllı ve taşınabilir sensör uygulamaları, alarm sistemleri, vb), koruyucu ve önleyici stratejiler ve rehabilitasyon uygulamaları

  • Kas- iskelet sistem problemlerinden korunma, kemik ve eklem sağlığı, eklem koruma stratejileri,

  • Yürüyüş analizi, 3 boyutlu kinematik analiz, teknolojik hareket analiz sistemleri

  • Torasik çıkış sendromu ve tuzak nörapatileri

  • Omurga sağlığı, skolyoz, omurga cerrahisi (kifoz, kifoskolyoz, hemivertebra, vertebra kırıkları vb) ve rehabilitasyonu

  • Kemik ve eklem sağlığını koruma stratejileri ve önleyici fizyoterapi-rehabilitasyon programları

  • Taban basınç analizi, kinetik ve kinematik analizler

  • Teknolojik hareket analiz ve fonksiyonel hareket izleme sistemleri

  • Uzaktan hareket izleme, tele-izlem, hareket değerlendirme yöntemleri,

  • Protez-Ortez teknolojileri ve amputelerde yapay zeka uygulamaları

  • Ayak sağlığı, konjenital veya akkiz ayak problemleri ve ayak deformiteleri (clup-foot, ekin deformitesi, halluks valgus, pes planus, pesplanovalgus, plantar fasciitis, subtalar nekroz, topuk dikeni vb) ve ayak basınç analiz sistemleri

  • Geriatrik rehabilitasyonda teknoloji destekli akıllı uygulamalar, geronteknoloji ve teknolojik asistif cihazlar

  • Elektromiyografik (EMG) analizler ve kas aktivasyon cevaplarının değerlendirilmesi, fonksiyonel EMG kayıt sistemleri

  • Alt ve üst ekstremite için bilgisayarlı kas kuvvet ve gücü için ölçüm cihazları

  • Fiziksel aktivite ölçümü, fiziksel aktivite ve egzersizlere yönelik video oyunları, akıllı telefon uygulamaları

  • Sağlıklı yaşlanma ve aktif yaşlanma programları, akıllı tablet uygulamaları

  • Tele-rehabilitasyon

  • Kronik hastalıklar ve fizyoterapi

  • Rehabilitasyon robotları, sanal gerçeklik uygulamaları, aktif video oyunları

  • Yapay zeka, ölçme ve tedavide kayıt yapan rehabilitasyon cihazları

Anahtar Kelimeler

Ağrı, akur ağrı, kronik ağrı, somatosensori korteks, motor korteks, prefrontal korteks, postür, postürografi, biyomekanik, ergonomi, kas-iskelet sistem yaralanmaları, rehabilitasyonu, propriosepsiyon, proprioseptif değerlendirme, proprioseptif eğitim, denge, denge analiz sistemleri, denge eğitimi, hareket analizi, hareket analiz sistemleri, yürüyüş analizi, kinetik/kinematik analiz, 3 boyutlu analiz, plantar basınç dağılımı, plantar basınç analizi, kuvvet platformları, kuvvet değerlendirme sistemleri, elektromyografi, ayak patolojileri, ayak deformiteleri, pes planus, pesplanovalgus, obstetrik doğum yaralanmaları, brakial pleksüs cerrahisi, rehabilitasyon, torasik outlet sendromu, periferik sinir yaralanmaları, primer sinir tamirleri, rehabilitasyon, ampute, ampute rehabilitasyonu, alt ve üst ekstremite protezleri, yeni nesil akıllı protezler, myoelektrik eller, sensörlü soket uygulamaları, omurga sağlığı, skolyoz, kifoz, skolyoz rehabilitasyonu, skolyoz cerrahisi sonrası rehabilitasyon, skolyozda ortezleme, koruyucu ve önleyici fizyoterapi, eklem koruma stratejileri, rehabilitasyon, tele-rehabilitasyon, tele-danışmanlık, tele-eğitim, sağlıklı yaşam, fiziksel aktivite, egzersiz, spor, ortopedik rehabilitasyonda teknoloji, ortopedik rehabilitasyon robotları, geronteknoloji, geriatride yardımcı teknolojiler, geriatride robot uygulamaları, dış iskelet robotlar, end effektör robotlar, rehabilitasyon oyunları, sanal gerçeklik uygulamaları, bilgisayar oyunları, yapay zeka

Önemi ve Gerekçesi

Kas iskelet sistemi problemleri olan bireylerde sağlığın geliştirilmesi veya kas -iskelet sistem problemlerinin önlenmesi için koruyucu rehabilitasyon uygulamalarına gereksinim vardır. Kas-iskelet sistemine ait patolojilerde veya yaralanmalarda, objektif değerlendirme yöntemlerinin kullanılması, öncelikli olarak yaralanmaların veya patolojilerin erken tanınmasına ve sekonder olarak ortaya çıkabilecek diğer patolojilerin veya komplikasyonların önlenmesine, problemin ilerleme hızının azaltılmasına yarar. Bu şekilde yapılan değerlendirmeler, ölçüm sonuçlarının daha hassas ve güvenilir olmasına, uzun süreli kayıtların yapılmasına, sonuçların anında analiz edilmesine ve karşılaştırma yapılmasına olanak verir. Bu nedenle kas-iskelet sistem problemlerinin hem değerlendirmesinde hem de fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarında daha hassas ve objektif sonuçları elde edebilmek için teknoloji temelli değerlendirme sistemlerinden veya yaklaşımlardan yararlanmak önemlidir. Objektif ve hassas değerlendirme çıktılarına göre yapılacak bilimsel araştırmaların sonuçları da literatüre önemli katkılar sağlayacak ve diğer klinik araştırmalar için kanıta dayalı önemli bir veri tabanı oluşturacaktır. Ayrıca bu objektif ve hassas ölçüm sonuçlarına göre planlanacak bireye özel fizyoterapi- rehabilitasyon programları, klinik uygulamalarda yön gösterici olacak, fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetlerinin etkinliğini artıracak daha doğru ve verimli hizmet üretimi sağlayacaktır.

Ortopedik ve spor yaralanmaları önlenebilir yaralanmalardır. Risk altındaki bireylere erken müdahale, koruyucu egzersiz ve rehabilitasyon uygulamalarının etkili bir şekilde uygulanması, bireylerin yaşam kalitesini artırmayı hedeflemektedir. Kas iskelet sisteminin dejeneratif süreci egzersiz uygulamaları ile daha sağlıklı bir yaşlanma ve cerrahiye olan ihtiyacın azaltılmasını sağlayabilir. Rehabilitasyon hizmetlerine ulaşamayan, uzman görüşü ve tavsiye alma ihtiyacı olduğu halde bulunduğu yerde uzman bulmayan, klinik ortam dışında evde takip gerektiren, yaşlılık, yalnız yaşama veya pandemi koşulları gibi durumlarda klinik ortama gelemeyen hastalar, bireyler veya yaşlılar için tele-izlem ve tele-rehabilitasyon uygulamaları sağlıkta ulaşılabilirliği artırma konusunda oldukça önemli bir seçenektir.

Ülkemizdeki 65 yaş üzeri nüfus, 2023 yılında yüzde 10,2, 2050 yılında yüzde 20,8 ve 2075 yılında ise yüzde 27,7’ye yükseleceği tahmin edilmektedir. DSÖ’nün yaptığı çalışmalardan elde edilen verilere göre, tüm toplumlarda sağlıklı ve aktif yaşlanmanın öneminin kavranması, bunun için yeni sosyal ve siyasal politikaların oluşturulması ve yüksek eğitim programlarında geriatri ile ilgili konulara ağırlık verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, özellikle uzun süreli yaşlı bakım hizmetlerini sağlayabilmek ve sağlık bakım harcamalarını azaltabilmek için bilgi ve iletişim teknolojilerinin geliştirilmesi ve bakım hizmetlerinde kullanılması önemlidir. Bunun dışında da hem sağlıklı yaşlılarda hem de herhangi bir kronik hastalığı veya uzun süreli bakım hizmeti gerektiren yaşlılarda geronteknoloji ve teknoloji destekli ekipman ve cihazların kullanılması hizmet sunumu için oldukça faydalı olur. Gelişmiş ülke örneklerinde evde bakım hizmetlerinde evde tıbbi bakım uygulamaların yanı sıra, evde fizyoterapi-rehabilitasyon hizmetleri de verilmektedir. Bunun için de evde tele-izlem (son teknoloji cihaz ve sistemler kullanılarak, bireyin sağlığının uzaktan yönetilmesi), tele-rehabilitasyon ve tele-eğitim uygulamaları yapılmakta ve bu uygulamaların bir kısmı için teknolojik yardımcı araç ve gereçlerden yararlanılmaktadır. Son yıllarda ortopedik rehabilitasyonda ve geriatrik rehabilitasyonda yaygın olarak kullanılmaya başlanan diğer teknolojik rehabilitasyon araçları da bilgisayar oyunları ve robotlardır. Özellikle Nintendo wi ve Microsoft Kinect gibi eğlence amacıyla üretilen oyun sistemlerinin rehabilitasyona ihtiyacı olan ortopedik hastalarda ve yaşlılarda kullanılması ve klinik kullanımda olumlu sonuçların alınması ile bu alana olan ilgiyi giderek artırmaktadır. Günümüzde ise herkesin keyif almak için oynayacağı oyunlardan çok ‘’ciddi oyunlar’’ olarak adlandırılan ve hastanın hem eğleneceği hem de fiziksel ve kognitif açıdan fayda elde edeceği oyunların geliştirilmesi, yaşlıların ve ortopedik problemi olan hastaların hizmetine sunulması gerektiği belirtilmektedir. Bu oyunların rehabilitasyon hizmetlerine destek vermesi nedeniyle mobilitenin ve fonksiyonların daha kolay ve erken açığa çıkmasını, klinik etkinliğin artmasını sağlayacak; bazı rehabilitasyon hizmetlerinin evde verilmesine veya devam ettirilmesine yardımcı olacaktır. 2023 kalkınma planı çerçevesinde rehabilitasyonda kullanılan teknolojilerin geliştirilmesi hasta hizmet sunumunu ve yüksek kalitede araştırma yapma kapasitemizi geliştirerek ulusal ve uluslararası temsiliyetimizi artıracaktır.

Tüm toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de yaşlı nüfusun artması ve yaşlılığa bağlı olarak ortaya çıkan denge problemleri ve düşme gibi sorunların artması, tıbbi bakım, ortopedik cerrahi işlemler, rehabilitasyon hizmetleri veya ilgili kronik problemlerin takibi için hastaneye yatış başvurularını artırmaktadır. Bu nedenle yaşlılarda dengenin veya denge kayıplarının ve proprioseptif değişikliklerin önceden tespit edilmesi, düşmelere bağlı yaralanmaları ve kırıkları önlemede çok önemli bir araçtır. Bu nedenle denge ile ilişkili kas-iskelet sisteme ait faktörlerin incelenerek olası sorun odaklarının önceden belirlenmesi, bunlarla ilgili gerekli önlemlerin alınmasına, koruyucu fizyoterapi hizmetlerinin verilmesine ve en uygun rehabilitasyon programının planlanmasına olanak sağlar. Bu değerlendirilmelerin yapılabilmesi için de objektif değerlendirme sonuçları verebilecek postural kontrol ve denge analiz sistemlerine ihtiyaç vardır.

Hasta veya sağlıklı bireylerde statik veya dinamik aktiviteler sırasında harekete ait özelliklerin tanımlanması, hareketin kalitesi ve maksimum yeterlilikte yapılabilmesi için önemlidir. Hareket analizi sistemleri ile, sağlıklı veya hasta bireylerde hareket paternlerine ait norm değerlerin oluşturulması; hareketlerde normalden sapma derecesinin değerlendirilebilmesi; anormal hareket paternleri ve nedenlerinin tanımlanabilmesi; maksimum yeterlilikte hareket ortaya çıkarılabilmek için sağlıklı veya kas-iskelet sistem problemi olan bireylerde yapılması gereken veya uygun tedavinin belirlenmesi; rehabilitasyon programının etkinliğinin değerlendirilmesi; tedavi yöntemlerinin karşılaştırılabilmesi mümkün olabilmektedir. Bu nedenle klinikte ve bilimsel araştırmalarda bu amaçlarla yapılacak olan hareket analizi oldukça önemli yer tutmaktadır ve bunun için yürüme analiz sistemlerine, hareket ve kinematik analiz laboratuvarlarına gereksinim vardır. Hareket analiz sitemleri ile kinetik ve kinematik özellikler ve harekete özgü zaman mesafe karakteristikleri ile ilgili bilgiler elde edilir. Hareketin esas olarak laboratuvar uygulaması sırasında geliştirilen ve analiz edilen yönleri, metodolojik araştırma ve temel biyomekanik ve klinik araştırmaları içerir. Ayrıca, hareket ile ilgili kapsamlı bir değerlendirme için yürüyüş, mobilite ve fonksiyonlar ile ilişkili kas kuvveti değerlendirmesi, elektromyografi, kuvvet platformu gibi değerlendirme cihazlarına da gereksinim vardır. Bu hareket sistemleri ve protez ve ortez teknolojileri ile ilgili olarak güncel gelişmelerin takip edilmesi, protez ve ortez kullanan hastalarda rehabilitasyonunun etkinliğinin artırılmasına da yardımcı olacak; fonksiyonlara daha kısa sürede ve daha iyi bir seviyede geri dönüşü sağlayacak, hastaların yaşam kalitesini, üretkenliğini ve toplumsal katılımını artıracaktır. Bu nedenle sağlıklı bireyler, yaşlılar, amputeler veya diğer ortopedik problemi olan hastalar için denge, yürüyüş ve hareket analizi yapan kapsamlı bir laboratuvar ortamı, hareket ve yürüyüş analizi ve klinik değerlendirmeleri yapmak için kullanıldığı gibi standartlaştırılmış deneysel protokollerin hem tasarımı hem de güvenirlik- geçerlilik verilerinin elde edilmesi için de aktif olarak çalışılmalıdır.

Günümüzde teknolojik gelişime paralel olarak gerek çalışma hayatı ve gerekse ulaşım ve serbest zaman aktiviteleri içerisinde fiziksel aktivite ve hareketin yeri giderek azalmaya başlamıştır. Bu dramatik değişim bir yandan yaşamımızı büyük ölçüde kolaylaştırırken, diğer yandan toplum sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Covid 19 pandemi süreci de bütün bu gelişmelere ek olarak fiziksel ve sosyal yaşamı kısıtlamış, daha az hareket eden sedanter bireyler haline gelmemize neden olmuştur. Dünya Sağlık Örgütünün 2004 yılı Raporu’na göre hareketsiz yaşam, tüm dünyada bulaşıcı olmayan hastalıklardan meydana gelen ölümlerin temel risk faktörleri arasında, yer almakta ve yılda yaklaşık 3.2 milyon kişinin ölümüne yol açmaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından 2011’de yapılan “Kronik Hastalıklar Risk Faktörleri Araştırması”na göre de Türkiye genelinde kadınların %87’si, erkeklerin %77’sinin yeterli ölçüde fiziksel aktivite yapmadığı belirlenmiştir. Bu oranlar, hareketsiz yaşam tarzının ülkemiz için ciddi boyutlarda olduğunu ortaya koymaktadır. Yapılan araştırmalarla, yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapmayan bireylerin 4-5 gün ve günde 30 dakika hafif veya orta şiddette fiziksel aktivite yapan bireylere göre ölüm riskinin %20-30 arasında arttığı tespit edilmiştir. Çalışmalar, yetişkinlerde haftada 150 dakikalık fiziksel aktivitenin; iskemik kalp hastalığı riskini %30, tip II diyabet riskini %27, meme ve kolon kanseri riskini de %20-25 civarında azalttığını ortaya koymaktadır. Hareketli yaşamın etkileri sadece yukarıda anılan kronik hastalıklar, yaşlılarda ortaya çıkan geriatrik sendromlar ve obezitenin önlenmesiyle sınırlı değildir. Düzenli yapılan fiziksel aktivite hipertansiyon ve inme riskini azaltır; kan yağlarını ve kolesterolü düzenler, kas kitlesini artırır; kemik yapısını güçlendirerek osteoporoz ve düşmeye bağlı kemik kırıkları riskini azaltır. Ayrıca egzersiz ve fiziksel aktivite, tüm kas-iskelet sistem problemleri için önemli tedavi yöntemlerinden biri olarak kabul edilir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü’nün de vurguladığı gibi sağlıklı olmak, aktif ve sağlıklı yaşlanmak için fiziksel aktivite şarttır ve sağlığın korunmasının en önemli güvencesidir. Dolayısıyla toplumsal olarak baktığımızda çocukluk, yetişkinlik ve yaşlılık olarak yaşamın tüm zamanlarında sağlığı iyileştirirken hastalıkları önler ve sağlıkla ilgili harcamaları azaltarak ülke ekonomisine de katkıda bulunur. Bu durum da fakültemiz için fiziksel aktivite ve egzersizin öncelikli alan çalışması olması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetleri, tıbbın birçok alanında olduğu gibi kas-iskelet sistem problemlerine yönelik olarak yapılan hizmetlerin içinde daima yer alır ve temel bir tedavi yöntemi olarak bilinir. Bu nedenle, postural problemler, dejeneratif eklem hastalıkları, omurga problemleri, bel- boyun ağrıları, ayak patolojileri veya deformiteleri gibi birçok ortopedik problemin konservatif ve cerrahi tedavisi sonrasında da oldukça önemlidir. Örneğin mobiliteyi sağlayan ayak patolojileri de sık rastlanan patolojilerdendir. Ayak, beden ağırlığını taşıyan, şokları absorbe eden, yürüyüşün temelini oluşturmaktadır. Bireylerde ayak sağlığına ilişkin şikayetler her geçen gün artmaktadır. Ayak tabanında basınç dağılımında sorunlar, biyomekanik bozukluklar ve kas iskelet sisteminden ve eklemlerde meydana gelen dizilim bozuklukları aşağıdan yukarıya doğru artarak; diz, kalça pelvis ve omurgayla ilişkili şikayetlerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Pes planus, ayağı destekleyen en önemli ark olan medial longitudinal arkın yüksekliğini kaybetmesi, arka ayağın valgusu ve orta ayağın arka ayağa göre abduksiyonunu içerebilen ve çocukluk çağından itibaren yaygın olarak görülen bir ayak problemi olarak bilinmektedir. Her çocuğun hayatının bir döneminde ayağında pes planusu varken, büyük bir kısmı ilerleyen yaşlarda vücut yapılarının optimal özelliklerine kavuşması ile birlikte ortadan kaybolmaktadır. Literatürde, 3-6 yaş aralığındaki çocuklarda fizyolojik pes planusun %44 oranında görüldüğü̈ ve daha sonra kaybolduğu, %4-23'nde ise bunun yetişkin dönemde de devam ettiği gösterilmektedir. Fizyolojik pes planusu olan bazı çocuklarda ilerleyen zamanlarda bu semptomların devam ederken, diğerlerinde kaybolmasının nedenleri ile ilgili net bir bilgiye ulaşılmamaktadır. Ayrıca, pes planusun değerlendirmesinde de altın standart bir değerlendirme yöntemi bulunmamaktadır. Bu hala çok net olmayan bilgilerin aydınlığa kavuşturulması ve değerlendirmede geleneksel yöntemlerin yanı sıra teknolojik yardımlı cihazların kullanılması, pes planus tedavisinde bir algoritmanın oluşturulmasını ve pediatrik pes planus için en uygun yaklaşımların (takip, egzersiz, ortez vb) belirlenmesini sağlayacaktır.

Çocukluk çağına ait diğer bir problem de doğumsal brakiyal pleksus yaralanmalarıdır. Doğumsal brakiyal pleksus yaralanmaları, serebral palsi kadar görülme sıklığına sahip olmasına rağmen (1-4/1000 canlı doğum) gerek araştırma gerek de tıbbi takip hizmetleri yönünden yeterince ele alınamamaktadır. Bu eksiklik nedeniyle bebeklerin uygun zamanda uygun tedavi yaklaşımlarına ulaşamamalarına ve ikincil sorunların oluşmasına yol açmaktadır. Bu sorunların azaltılması için, kortikal plastisitenin geliştirilmesi ve fonksiyon kazanımlarının arttırılması; yetersiz takibin neden olacağı fonksiyonel kayıpların kısmen de olsa telafisi için yeni bir alan olarak gözükmektedir. Ancak yaralanmanın neden olduğu kortikal etkilenimin boyutları halen net olarak bilinmemektedir. Etkilenim boyutunun belirlenmesi sonrasında, etkilenen bölgelerin transdisipliner bir ekip yaklaşım ile plastisite yeteneklerinin arttırılması ve fonksiyona olan etkisinin araştırılması gelecek vadeden bir araştırma alanı olarak görülmektedir. Bazı erişkin yaralanma modellerinde, kortikal etkilenim ve plastisite yeteneğinin arttırılmasına yönelik yöntemler olmasına karşın, doğumsal brakiyal pleksus yaralanmaları için geliştirilen benzer yöntemler bulunmamaktadır. Konu, bu nedenle öncelikli alan olma potansiyeline sahiptir.

Torasik çıkış sendromu ise, servikal bölge problemleri, üst ekstremitenin çeşitli ağrılı patolojileri ve fibromyalji gibi kronik hastalıklarla sıklıkla karıştırılan ve geç teşhis alan yaygın bir kas iskelet sistemi rahatsızlığıdır. Özellikle geç tanı alması, ağrı süreçlerinin kronik hale gelmesine ve ağrıyla başa çıkmayı güçleştirmektedir. Kronik ağrı, bilinen ağrı ve kuvvet kaybı gibi semptomlarının yanında, kronik ağrı süreçlerinin neden olduğu biyopsikososyal etkilenim ile sonuçlanır. Bunun sonucu olarak kişilerde fiziksel aktivite kaybı, duygudurum değişiklikleri, izolasyon ve hareket korkusu gibi yaygın semptom ve yetersizlikler görülür. Ancak bu semptomların biyopsikososyal yönleri ve çözüm yolları tam olarak bilinmemektedir. Biyopsikokosyal etkilenim boyutunun araştırılması kadar, bu boyut temelinde planlanan tedavi yaklaşımlarının etkinliklerinin araştırılması önemli görünmektedir. Bu, özellikle cerrahi ve konservatif tedavilere cevap vermeyen önemli orandaki hasta için önemli bir konsept oluşturmak adına gereklidir.


 


 

Nörolojik Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı

Araştırma Öncelik Alanları

  • Rehabilitasyon Teknolojileri

  • Nadir Hastalıklar

  • Yutma Problemleri

Alt Çalışma Konuları

  • Rehabilitasyon Robotları

  • Sanal Gerçeklik Uygulamaları

  • Teknolojik değerlendirme yöntemleri geliştirme

  • Rehabilitasyon araçları geliştirme

  • Telerehabilitasyon

  • Giyilebilir sensörler

  • Kinematik aktivite analizi

  • Yapay Zeka Tabanlı Rehabilitasyon Yaklaşımları

  • Rehabilitasyon Oyunları

  • Teknolojik Hareket Analiz Sistemleri

  • Aktif Video Oyunları

  • Bilgisayarlı Objektif Ölçüm Yöntemleri

  • İnternet tabanlı tedaviler

  • Teledeğerlendirme

  • Nadir Hastalılarda Fiziksel aktivite

  • Myastenia graviste Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

  • Myastenia graviste Değerlendirme

  • Nöromusküler hastalıklarda tedavi modaliteleri

  • Nöromusküler hastalıklarda Sonuç ölçümleri

  • Nöromusküler hastalıklarda Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

  • Görüntüleme yöntemleri

  • Yürüyüş

  • Oral Motor Problemlerde Fizyoterapi Ve Rehabilitasyon

  • Yutmada Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

  • Yutma Bozuklukları ve Rehabilitasyonu

  • Çiğneme Bozuklukları ve Rehabilitasyonu

  • Kontrolsüz Salya ve Rehabilitasyonu

  • Rehabilitasyon Teknolojileri

  • Yutma Bozukluklarında İleri Değerlendirme Yöntemleri

  • Baş-Boyun Kinematik Analizler

  • Suprahyoid Kasların Kas Mimarisi

  • Elektromyografik Değerlendirmeler

  • Sanal Gerçeklik Tabanlı Rehabilitasyon Yazılımları

  • Temporamandibular Eklem

Anahtar Kelimeler

Dış iskelet robotlar, end-effektör robotlar, ciddi rehabilitasyon oyunları, hareket analizi ve değerlendirme yöntemleri, arttırılmış sanal gerçeklik, teknolojik rehabilitasyon, nörolojik rehabilitasyon, telerehabilitasyon, sanal gerçeklik, robotik rehabilitasyon, yapay zeka, musküler distrofi, egzersiz, yürüyüş, rehabilitasyon, spinal musküler atrofi, myastenia gravis, fiziksel aktivite, solunum değerlendirmesi, oral motor fizyoterapi, yutma rehabilitasyonu, çiğneme, gövde, pelvik obliklik, salya problemi, yutma bozuklukları, videofloroskopik değerlendirme, kinematik analiz, kas mimarisi, rehabilitasyon teknolojileri, elektromyografi, sanal gerçeklik, temporamandibular eklem bozuklukları

Önemi ve Gerekçesi

Rehabilitasyon; sağlıklı ya da hasta bireyler için sağlık gereksinimlerinin belirlenmesi, kişi merkezli yaklaşımların planlanması, uygulanması ve izlenmesini içeren sistematik bir süreçtir. Yaşam süresinin uzaması ve pandemi koşulları ile kronik hastalıklarda gözlenen artış günümüzde rehabilitasyon hizmetlerine olan ihtiyacı giderek artırmaktadır. Geleneksel ve yenilikçi rehabilitasyon yaklaşımları ile hastanın ulaşabileceği maksimum fiziksel yeterliliğe ulaşması rehabilitasyonun temel amacıdır. Son yıllarda teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler rehabilitasyon alanında da kendini göstermektedir. Bu bağlamda robotik rehabilitasyon, oyun destek sistemleri ve sanal gerçeklik, telerehabilitasyon ve hareket analiz sistemleri teknolojinin rehabilitasyon alanındaki öncü konu başlıklarıdır.

İnme, multipl skleroz, Parkinson hastalığı, serebral palsi, kas hastalıkları gibi kronik süreçli ve ülkemizde ve dünyada sık görülen nörolojik etkilenimli hastaların rehabilitasyonunda temel bazı prensipler vardır. Hastanın egzersizleri/hareketleri bol tekrar etmesi, fonksiyonel ve anlamlı günlük yaşam aktivitelerinin pratiği gibi bu hedefler hastanın kısmi veya tüm vücut ağırlığının desteklenebilmesi, oyunlarla tedavinin daha eğlenceli hale getirilmesi ve hastanın motivasyonunun artması gibi avantajları nedeniyle teknoloji rehabilitasyon alanına girmiştir. Dahası geliştirilen teknolojik rehabilitasyon cihaz/sistemleri sadece tedavide değil değerlendirmede de klinik ölçümlere göre daha hassas veriler sunmaktadır. Bu sayede hastanın tedaviden elde ettiği kazanımlar belirlenebilmekte ve tedavi süreci bu veriler ışığında güncellenebilmektedir. Yakın gelecek zamanda bu cihaz/sistemlerde rehabilitasyon hizmeti alan hastaların sayısının artması ile büyük veriler elde edilerek (big data) hastaların kendine çok benzer özellikteki hastaların rehabilitasyon süreçleri incelenebilecek, buradan hastaya en uygun rehabilitasyon yaklaşımları seçilebilecek ve hasta ile ilgili gelecek projeksiyonu daha net öngörülebilecektir.

Rehabilitasyon teknolojileri alanında en önemli gelişim ve yatırım rehabilitasyon robotlarına yapılmaktadır. Rehabilitasyon robotları, kısmi veya tüm vücut ağırlığı desteği sağlanarak ayakta durma, yürüme ve kol ve el hareketlerinin pratik edildiği bir rehabilitasyon yardımcısıdır. Rehabilitasyon robotları temelde dış iskelet robotları (exeskeleton) ve son yüklenici (end effektor) olmak üzere 2 başlık altında ele alınmaktadır. Dış iskelet robotları ilgili üst veya alt ekstremitenin dışarıdan bir iskelet gibi sarılarak ağırlığının alındığı ve yapılmak istenen harekete istenilen miktarda yardım edildiği robotlardır. Son yüklenici robotlar ise ekstremitenin distaline yani el veya ayağa mekanik güç yükleyerek hareketleri kolaylaştıran robotlardır. Her iki tipteki robotlarda bilgisayar oyunları ve sanal gerçeklik oyunları ile desteklenerek tedaviyi eğlenceli hale getirmeyi hedeflemektedir. Bu cihazlar ülkemiz koşullarında nitelik ve nicelik olarak yetersizdir ve bu alanda ülkemiz çok büyük oranda dışa bağımlılık yaşamaktadır. Bu nedenle ülkemiz hem maddi olarak kayıp yaşamakta hem de bu alanda yetişecek nitelikli sağlık ve mühendislik çalışanlarını dış ülkelere kaptırmaktadır.

İnsan sağlığının korunması ve yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik verilen rehabilitasyon hizmetlerinin günümüzdeki en büyük sorunu; fiziksel yönden bağımlı bireylerin tedavi için hastaneye ya da özel merkezlere gitmek zorunda olmalarıdır. Özellikle; kronik süreçli hastalıklarda tedavilerin uzun soluklu olması, rehabilitasyon sürecinin uzun vadede etkin sonuçlar vermesi ve sürekli izleme gerektirmesi gibi nedenler birçok hastada zaman içerisinde motivasyon kaybına neden olmakta, süreç sıkıcı bulunmakta ve birey bir süre sonra tedaviye gelmekten vazgeçmektedir. Telerehabilitasyon; tele iletişim teknolojilerinin rehabilitasyon hizmetlerini desteklemek amacıyla kullanılmasıdır. Gelişmiş ülkelerde insan sağlığının ve yaşam kalitesinin artırılmasını amaçlayan telerehabilitasyon sistemleri 1990’lı yıllardan bu yana yukarıda bahsi geçen sorunlara çözüm olabilmek adına uygulanmaya başlanmış ve başarılı sonuçlar klinik çalışmalarla gösterilmiştir. Özellikle Avusturalya, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri gibi yerleşim yerlerinin hastaneye uzak olduğu ülkelerde başlayan telerehabilitasyon sistemleri daha sonra; Belçika, İtalya, İngiltere gibi ülkelere de yayılarak bu alanda ulusal rehberler oluşturulmaya başlanmıştır. Ülkemiz, coğrafi yüzölçümü bakımından bir çok Avrupa ülkesinden daha büyüktür ve aynı zamanda rehabilitasyon hizmetlerine erişim şansı açısından da homojen bir yapıda değildir. Büyükşehirlerde rehabilitasyon hizmetlerine erişim şansı daha fazla iken, kırsal bölge ve küçük kentlerde bu ihtimal azalmaktadır. Bu nedenle, ülkemiz adına, yerli bir telerehabilitasyon sisteminin genel rehabilitasyon alanı içerisindeki yerini alması bir seçenek değil aynı zamanda bir gereklilik olarak konumlandırılmaktadır. Özellikle son yıllardaki teknolojik gelişmeler ve internet kullanıcısı sayısının artması ile tele rehabilitasyon sistemlerinin maliyetleri düşmüş ve olası uygulama alanları genişlemiştir.

Son yıllarda yaygın kullanımda bulunan bir diğer rehabilitasyon aracı teknolojik oyun tedavilerdir. Özellikle Nintendo wi ve Microsoft Kinect gibi eğlence amacıyla üretilen oyun sistemlerinin rehabilitasyona ihtiyacı olan hastalarda kullanılması ve olumlu sonuçların paylaşılması ile bu alana olan ilgi giderek artmaktadır. Günümüzde ise herkesin keyif almak için oynayacağı oyunlardan çok ‘’ciddi oyunlar’’ olarak adlandırılan ve hastanın hem eğleneceği hem de fiziksel ve kognitif açıdan fayda elde edeceği oyunların geliştirilmesi ve hastaların hizmetine sunulması gerektiği belirtilmektedir. Hastalar oyun oynarken oyunun gerekliliklerini yerine getirebilmek için kaba ve büyük ölçekli kol ve bacak hareketleri veya ince el becerilerini eğlenceli ve yarışmacı bir şekilde tekrar etmektedir.

Günümüzde Fizyoterapi ve Rehabilitasyonun odak noktası hastalık sonrası vücut yapı ve fonksiyonlarında meydana gelen bozuklukların kişide ortaya çıkardığı aktivite ve katılım kısıtlılıklarının minimuma indirilmesidir. Son yıllarda kullanımı yaygınlaşan kinematik analiz sistemleri ile hareketin süresi, akıcılığı, ivme ve açısal hızı gibi parametrelere ek olarak eklem hareket açıklığı ve hareket stratejileri hakkında da bilgi sağlanmaktadır. Kinematik analiz yöntemleri 1980’li yıllardan bu yana sağlıklı ve hasta bireylerin hareket kalitesini analiz etmek amacıyla yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Hareket analiz sistemleri, inmeli hastalarda ilk olarak 1990’lı yıllarda kullanılmaya başlanmış ve genellikle basit aktivitelerde meydana gelen hareketleri tanımlamak amacıyla çalışmalar sürdürülmüştür. Bu dönemde inmeli hastaların motor hareketlerinde meydana gelen değişimleri değerlendiren, günlük yaşam aktivitelerinde meydana gelen zorlukları yansıtabilen çalışmalar yok denecek kadar azdır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kinematik analiz sistemleri de çeşitlenmiş ve gelişmiştir. Manyeto-elektronik sistemler, sensör olmadan analiz yapabilen sistemler ve eylemsizlik ölçüm birimi gibi sistemler geliştirildikçe daha çok çalışma yapılmış ve kinematik analiz sistemleri günümüze daha donanımlı bir halde gelmiştir.

Nadir hastalıklar, 2000’de 1 veya daha az kişide görülen, genellikle ilerleyen, metabolik, kronik ve bazıları ölümcül olabilen hastalıklardır. Şimdiye kadar 8000'e yakın nadir hastalık tanımlanmıştır. Türkiye’de 5-7 milyon kişi nadir hastalıklardan etkilenmektedir. Her nadir hastalığın belirtileri ve ihtiyaçları farklı olup farklı bakım ve tedavi yöntemlerine, ilaçlara ve özel beslenme programlarına gereksinim duyulmaktadır. Nöromüsküler hastalıklar nadir hastalık grubuna giren hastalıklardan olup, çocukluk çağında veya daha sonraki dönemde başlar ve patolojinin birincil alanının periferik sinir sisteminde olduğu tüm bozuklukları kapsar. Bu problemler, periferik sinirlerde, ön boynuz motor nöron hücrelerinde, nöromusküler kavşakta ve kaslarda görülebilir. Nöromusküler hastalıklar, kas gücü kaybı, nörodejeneratif bir ilerleme ve patolojinin kronikliği gibi özellikleri taşıyan heterojen bir tanı grubunu ifade etmektedir. Genel olarak, nöromusküler bozuklukların ortak özelliği anormal kas fonksiyonudur ve bundan kaynaklanan sekellerdir. Tüm nöromüsküler hastalıkların genel belirtileri arasında ilerleyici kas güçsüzlüğü, eklem kontraktürleri, omurga deformiteleri, azalmış solunum fonksiyonu ve bazılarında da mental etkilenim gibi semptomlar bulunur. Kas zayıflığı ve atrofi, hastalar için fiziksel bir bağımlılığa neden olur. Ayrıca, primer kas zayıflığına sekonder egzersiz intoleransı ve yorgunluk gibi dinamik bozukluklar da ortaya çıkarak zamanla bireylerin günlük yaşamını daha fazla sınırlar. İlerleyen dönemlerde ortaya çıkan solunum ve dolaşım fonksiyon bozuklukları hayatı tehdit eden bir düzeye ulaşıp yaşam kalitesine de doğrudan olumsuz etki etmektedir. Nöromusküler hastalıklar nadir görülen hastalıklar olduğu için değerlendirme ve tedavisine yönelik uygulamalar için yeterli bilgi ve deneyimin oluşturulması zor ve gereklidir. Bu hastalıkların net tedavisi bulunmamakla birlikte başta fizyoterapi olmak üzere ergoterapi, psikoloji ve semptomatik tedavilerle birlikte hastaların yaşam kalitesi ve yaşam süreleri artırılmaya çalışılmaktadır. Güvenilir ve etkili tedavi seçeneklerine ve yetkin kişilere ulaşmak bu açıdan çok önem arz etmektedir. Bu hastalık grubuna özel değerlendirme ve tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesi, alana özelleşmiş kişilerin yetiştirilmesi ve var olan değerlendirme yöntemlerinin bu gruptaki hastalar için özelleştirilmesine yönelik çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Oral motor fonksiyon ve yutma bozuklukları yenidoğan, çocuk, erişkin, geriatri olmak üzere her yaş grubunda görülen, nörolojik, onkolojik, ortopedik, geriatrik ve gelişimsel nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilen bozukluklardır. Oral motor fonksiyon ve yutma bozuklukları birçok disiplinin birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde çalışmasını gerektiren bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte bu konuda çalışan profesyonel sayısı ve alanla ilgili uzman sayısı oldukça sınırlıdır. Fizyoterapistler oral motor fonksiyon ve yutma bozukluğu durumunda değerlendirmeden, tedaviye birçok basamakta aktif rol alabilen bir gruptur. Her yaş grubunda görülebilen yutma bozuklukları yaşam süresini ve kalitesini etkileyebilen komplikasyonlar sebebi ile erken dönemde tespit edilmeli ve gerekli müdahalelerin yapılması gerekmektedir. Yutma rehabilitasyonu sonrasında iyileşen hasta sayısı ve tedavinin başarısı da göz önüne alındığında bu alanda çalışacak terapistlerin sayısının artırılmasına, hali hazırda yetişmiş uzman sayısının kısıtlı olması nedeniyle de rehabilitasyon süreçlerine faydası olacak etkili ve güvenli rehabilitasyon teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.


 


 

Sporda Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı

Araştırma Öncelik Alanları

  • Sporda fizyoterapi ve rehabilitasyon

  • Spora dönüş

  • Spor yaralanmalarının önlenmesi

  • Sağlıklı yaşam, fiziksel aktivite ve egzersiz

  • Rehabilitasyon teknolojileri

Alt Çalışma Konuları

  • Sporcu sağlığı

  • Spor yaralanmalarının önlenmesi

  • Spor yaralanmalarının değerlendirilmesi

  • Spor yaralanmalarında rehabilitasyon

  • Fonksiyonel rehabilitasyon egzersizleri

  • Spora dönüş programları

  • Spora dönüş testleri

  • Performans analizi

  • Biyomekanik analizler

  • Egzersiz araştırmaları

  • Fiziksel uygunluk

  • Engellilerde spor

  • Çocuk ve spor

  • Adolesan ve spor

  • Mobil uygulamalar

Anahtar Kelimeler

Spor, spor yaralanmaları, fizyoterapi, rehabilitasyon, önleme, spora dönüş, teknoloji, hareket analizi, performans, egzersiz, fiziksel aktivite, çocuk, adolesan, engelli

Önemi ve Gerekçesi

Egzersiz, kronik ağrılı kas-iskelet sistemi problemlerinden başlayarak bir çok komorbit sitemik hastalığın tedavisinde ve önlenmesinde kanıt seviyesi en yüksek, yan etkisi olmayan, ucuz, uygulanabilir bir yöntem olup hareket etmek insan oğlunun en temel ihtiyacıdır. Bu kapsamda özellikle de fiziksel olarak aktif olmak isteyen sedanter bireylerde aktivitenin artırılması, fiziksel olarak aktif olan bireylerde ise rekreasyonel aktivitelerde ve sporda yaralanmaların önlenmesi, performansın geliştirilmesi, mevcut yaralanmaların tedavisi için de egzersiz sağlıklı yaşamın en temel unsurudur. Bu konuda yapılan araştırmaların literatürde giderek artması, fiziksel aktivite ve egzersize katılımının önündeki bariyerleri de işaret ederek gelişen teknolojinin hareketin sürdürülmesinde, değerlendirme ve eğitimde kullanılması gerekliliğini göstermektedir.

Günümüzde spor, sağlıklı bir yaşama sahip olma ve kronik hastalıklardan korunma amaçlarının ötesinde birçok dalda profesyonel olarak da yapılmakta, her geçen gün ülkelerin ekonomilerinde daha fazla yer tutmaktadır. Bir endüstri haline gelen spora, ülkeler her geçen zaman daha fazla yatırım yaparak bu endüstriyi geliştirmeyi amaçlamaktadır. Spor endüstrisinin gelişmesi, spora bağlı olarak yeni istihdam alanları yaratması ve ülke tanıtımına yaptığı katkılar sayesinde sosyoekonomik olarak da ülke bütçelerine önemli katkılar sağlamaktadır. Ülkemizde de son yıllarda spor endüstrisine önemli yatırımlar yapılmıştır. Bu yatırımların sonucu olarak, hemen her branştan profesyonel sporcular yetiştirilmeye başlanmıştır. Profesyonel sporcu yetişmesi için yapılan yatırımların çıktısı olarak da son yıllarda uluslararası alanda farklı branşlarda madalyalar kazanılmış ve ülke tanıtımına önemli katkı sağlanmıştır. Elde edilen bu başarılar, genç nesli spora katılım konusunda teşvik etmiştir ve gün geçtikçe spora olan katılım artmaktadır. Kulüplerin altyapıya verdikleri önem de bununla paralel olarak artış göstermiş ve alt yapıdan yetişen profesyonel sporcuların sayısının da önemli oranda artmasına yardımcı olmuştur. Spora olan geniş katılımla birlikte spor yaralanmalarının sayısında da artış meydana gelmiştir. Spor yaralanmaları, amatör ve profesyonel olarak sporla ilgilenen bireylerde, geniş bir yelpazede sıklıkla gözlenmektedir. Yaralanan sporcular, yaralanma bölgesine ve şekline göre 1 gün ile 6 aydan daha uzun sürede değişen oranlarda spordan uzak kalmışlardır. Oluşan spor yaralanmaları, sporcunun kariyerini tehdit eden en önemli unsurlardan bir tanesidir. Bu nedenle yaralanma yaşayan sporcunun, sağlıklı bir şekilde spora dönüşün sağlanması gerekir. Yaralanma sonrası sporcunun doğru tedavisi tekrar spora dönüşün en temel basamağıdır. Spor yaralanmaları sonrası tedavi, sporcuyu sağlıklı ve hızlı bir şekilde spora döndürmek amacıyla yaralanmalara özgü medikal uygulamaları ve sportif rehabilitasyon sürecini kapsamaktadır. Bu alanda uygulanan medikal tedaviler, ilaç kullanımı ve cerrahi uygulamaları kapsayan uygulamalardır. Sportif rehabilitasyon süreçleri ise sporcuya ve spora özel uygulanan rehabilitasyon süreçlerinin tamamını ve spora dönüş süreçlerini kapsar. Sportif rehabilitasyonun amacı; sporcunun yaralanma öncesi seviyede performans göstererek spora dönüşünü sağlanması ve tekrar oluşabilecek yaralanmaların önlenmesidir. Bu amaçla uygulanan sportif rehabilitasyon, doku iyileşme süreçlerini izleyerek, iyileşmeyi destekler, hızlandırır ve sistemlerin maksimum verimlilik ile performans göstermesi amacıyla sporcuyu sırasıyla aktiviteye, spora ve yarışmaya güvenli bir şekilde döndürür. Bu nedenle, sportif yaralanmalar sonrası sporcuların (profesyonel veya rekreasyonel) tekrar spora kazandırılması ve bu süreç içerisinde optimal rehabilitasyon hizmetlerini alması önemlidir.

Adölesan dönemde yaşanan yaralanmaların %30-40’ı spor sırasında olmaktadır. Yaralanmanın tipine bağlı olarak, yaralanma sonrası adölesan sporcuların spora dönme oranı %50’lere düşebilmektedir. Spor yaralanmasının sporcuya ve takıma oluşturduğu maliyetlerin yanı sıra performans üzerinde de kalıcı etkisi olabilir. Adölesan sporcularda yaralanma için risk faktörleri; haftalık antrenman yaptığı gün sayısı, ısınma yapmamak, yetersiz spor tesisleri, 14-17 yaş arasında olmak, uygun olmayan antrenman yükü, yaralanmalardan koruyucu egzersiz programı yapmamak, spor koçunun gözetimi dışında sportif aktivitelerde bulunmak ve yetersiz spor ekipmanları olarak belirtilmiştir. Bunun dışında stres, ruh hali, uyku ve olumsuz yaşam alışkanlıkları da yaralanmalarla ilişki bulunmuştur. Spor yaralanmalarının önlenmesi için modifiye edilebilen risk faktörlerinin kontrol altında tutulması gerekir. Bunun için de sporcunun kendisi başta olmak üzere antrenör, teknik ekip ve sağlık ekibinde yer alan profesyoneller spora özel yaralanma nedenleri ve bunların önlenmesinde uygulanabilecek stratejiler konusunda bilinçli ve farkında olmalıdır. Özellikle adölesan yaşlardaki sporcularda geçirilen bir yaralanmanın ileri yaşlarda kas iskelet sistemi problemleri ve profesyonel spor hayatını uzun süre sürdürülebilmeyi olumsuz yönde etkilediği düşünüldüğünde, en erken dönemde yaralanmalar ve yaralanmaların önlenmesi konusundaki farkındalık oluşturulmasının ve öğretilecek koruyucu programların spor yaralanmalarının önlenmesinde çok önemli bir rol oynayacağını düşünmekteyiz. Bu nedenle, öncelikli alan olarak adölesan sporcuların spor yaralanmaları konusundaki bilgi düzeylerini belirlemek ve yaptıkları spora özel oluşabilecek yaralanmalar ile bu spor yaralanmalarını önleme programları hakkındaki bilgi düzeylerini artırmak gelecekte sağlıklı ve başarılı sporcular yetiştirmek ve ülkemiz adına sporda daha büyük başarılara imza atmak için önem taşımaktadır.

Ülkemizde adölesan sporcuların, sporcu sağlığı ve spor profesyonellerinin, spor yaralanmalarının nedenleri, sonuçları ve spor yaralanmalarından koruyucu egzersiz programları hakkındaki farkındalıklarını ortaya koyan çalışmalar mevcut değildir. Hem sporcuların hem de profesyonellerin bu konulardaki bilgi düzeylerinin ve farkındalığının artmasının spor yaralanmalarının önlenmesine büyük katkıda bulunacağını düşünmekteyiz. Özellikle adölesan dönemde yaşanılan spor yaralanmasının ileri yaşlarda getirdiği kas iskelet sistemi problemleri ve profesyonel spor hayatının uzun süre sürdürülebilmesini negatif yönde etkilediği düşünüldüğünde; en erken dönemde, sporcuların yaralanmalar ve yaralanmaların önlenmesi konusunda farkındalıklarının geliştirilmesinin spor yaralanmalarının önlenmesinde çok önemli bir rol oynayacağı düşünülmektedir. Bunun yanında, profesyonel düzeye çıkan nitelikli sporcu yetiştirilmesinde Sporcunun bilgi düzeyi ve farkındalığı spor yaralanmalarının önlenmesinde önemli rol bir faktördür. Ülkemizde kaliteli profesyonel sporcunun yetişmesinde, adölesan çağdan bilinçlenmenin ve farkındalığın sağlanmasının, yaralanmaları önleyici programların özellikle altyapı takımlarında uygulanmaya başlanmasının ve eğitim sonuçlarının düzenli dokümantasyonunun takip edilmesinin önemli olduğunu düşünmekteyiz.


 


 

Temel Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı

Araştırma Öncelik Alanları

  • Sağlık Yaşam ve Egzersiz

  • Rehabilitasyon Teknolojileri

Alt Çalışma Konuları

  • Kronik ağrıda (kas iskelet sistemi ağrısı, kronik pelvik ağrı, baş ağrısı, kanser ile ilişkili ağrı) ve omurga sağlığında egzersiz ve koruma

  • Özel gruplarda (pelvik taban disfonksiyonları, gebeler, çocuklar, geriatrik bireyler) egzersiz

  • Kanser ve kronik hastalıklarda (metabololik hastalıklar, lenfödem) fiziksel aktivite ve egzersiz

  • Serebral palsi, riskli bebeklerde nöromotor değerlendirmeler, rutin toplumsal değerlendirmeler, erken müdahale ve aile eğitimi, genetik hastalıklar

  • Serebral Palside inovatif değerlendirme cihazları, sanal gerçeklik uygulamaları

  • Obstetrik Brakial Pleksus Palsi’de (OBPP) teknolojik hareket analizi sistemleri ve rehabilitasyona yönelik oyun geliştirme

Anahtar Kelimeler

Egzersiz, fiziksel aktivite, sağlık, rehabilitasyon, koruyucu rehabilitasyon, fizyoterapist, aktivite, katılım, koruyucu rehabilitasyon, fonksiyon bozuklukları, kronik ağrı, kronik kas-iskelet sistemi ağrısı, baş ağrısı, kronik pelvik ağrı, kronik metabolik hastalıklar, lenfödem, omurga sağlığı, gebe, inkontinans, pelvik taban disfonksiyonu, kanser, meme kanseri, çocukluk çağı kanserleri, lösemi, serebral palsi, genetik sendromlar, down Sendromu, obstetrik brakial pleksus palsi (OBPP), riskli bebek, hareket izleme ve değerlendirme yöntemleri, yürüme/koşma analizi, motor repertuar analizi, tele-değerlendirme, tele-rehabilitasyon, yapay zeka, sanal gerçeklik, denge

Önemi ve Gerekçesi

Son yıllarda yapılan çalışmaların sonuçlarının da etkisiyle kronik ağrıda sağlık politikası olarak korunma ve önleme çalışmaları ön plana çıkmıştır. Bunlar içerisinde en etkili yaklaşımın egzersiz tedavisi olduğu sistematik derleme ve klinik rehberlerde belirtilmektedir. Egzersiz yaklaşımlarının etkinliğini inceleyen çalışmalar; yoga, pilates, motor kontrol/stabilizasyon egzersizleri, aerobik ve genel egzersizlerin bel ve boyun ağrılı bireylerde etkili olduğunu bildirmekle birlikte egzersiz yaklaşımlarının ağrıyı ve özrü azaltmada birbirine üstünlüğü olmadığı da ifade edilmektedir. Ancak; egzersiz tedavisinin etkinliğinin önündeki en büyük engel tedavilerin hastaya bağlı olmasıdır. Egzersiz tedavisi; zamana gereksinim duyulması, karmaşık olması ve etkilerinin çoğunun kısa sürede değil, en az 8 haftada gözlenmesi gibi nedenlerle hastaların uyum sağlamakta zorlanabildiği bir tedavi yöntemidir. Çalışmalar, egzersizlerin bireyselleştirilmesinin, egzersiz hatırlatıcılarının, egzersiz günlüğü tutmak, teknoloji destekli yazılım uygulamaları gibi bazı yaklaşımların bireylerin egzersiz uyumunu artırabileceğini göstermiştir. Egzersizlere uyumun artırılması için bireye özel planlanan tedavi destekleyici yazılımlar geliştirilmesi teknoloji temelli inovasyona yol açabilecektir. Bu yazılımlar ile bel ve boyun ağrılı bireylerin kendilerine uygun ve etkin dozda egzersiz yapmaları sağlanabilecek, egzersiz uyumu da doğrudan ölçülebilecektir. Bu bağlamda, geliştirilecek yapay zeka temelli mobil uygulama aracılığıyla egzersiz programlarına geniş kişiselleştirme değişkenleri eklenebilecek, egzersiz uyumunu arttırmak için bilinen kanıtlı yöntemleri kullanacak ve kişisel faktörlere göre egzersiz programını çok daha eğlenceli hale getirebilecek bir yazılım, omurga sağlığı veya bel ve boyun ağrılarında tedavinin etkinliğini arttırmanın yanında, ağrıların tekrar gelişimini de engelleyebilecektir. Aynı zamanda, bir ülkede hem kırsal hem de kentsel bölgede yaşayan bireyler bir mobil uygulama aracılığıyla etkili egzersiz yaklaşımlarına ulaşmış olacaklardır.

Fiziksel inaktivite dünya genelinde mortaliteye sebep olan faktörler arasında üçüncü sıradadır. Bu nedenle fiziksel aktivite/egzersiz düzeyini artırmak toplum sağlığı ve gelecek nesiller açısından önemli sağlık sonuçları ile ilişkilidir. Sağlığın korunması hastalıkların oluşturduğu ekonomik yükü de azaltacaktır. Fiziksel aktivite/egzersiz çocukluk, erişkin, gebelik ve geriatri dönemde sağlığın korunması ve iyilik halinin sürdürülmesi amacıyla fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımları içerisinde yer alan önemli bir parametredir. Konunun teşvik edilmesi için teknoloji çağında olduğumuz düşünüldüğünde multidisipliner çalışmaların planlanarak teşvikin artırılmasını sağlayacak klinik ve toplum temelli çalışmaların yapılması önem arz etmektedir. Toplumdaki gebe oranı, inkontinans yaygınlığı ve pelvik ağrılı durumların yaygınlığı dikkate alındığında bu durumlarda fiziksel aktivite ve egzersize dair çalışmalar önem arz etmektedir. Bu alanda yapılacak çalışmalarla anne adayının, annenin, yenidoğanın, bebek sağlığının ve dolayısıyla gelecek nesillerin sağlığına yönelik kanıtlar elde edilecektir. İnkontinans ve pelvik ağrılı durumların iyileştirilmesine yönelik elde edilecek kanıtlar da bu problemler ile ilişkili sağlık yükünü azaltacaktır.

Çocukluk çağı kanserleri içerisinde lösemi grubu en çok görülen ve fonksiyonel kayıpları en çok olan gruplardan biridir. Kanser tedavilerindeki gelişmeler ile birlikte hastaların sağ kalım oranları yükselmiş, bununla birlikte son yıllarda sağ kalan bireylerin yaşadıkları yan etki ve problemlere yönelik araştırmalar önem kazanmıştır. Hastalarda kansere ve tedavilerine bağlı meydana gelebilen fiziksel, psikolojik, sosyal işlev bozukluklarının incelenmesi ve bu problemlerin en aza indirilmesi temel hedeflerden biri haline gelmiştir. Özellikle büyüme ve gelişme çağında çocukların agresif ve uzun süren tedaviler alması pek çok fonksiyonel, sosyal, emosyonel limitasyonlara yol açmaktadır. Bu sebeple yapılan çalışmalar çocukların en erken dönemden itibaren fonksiyonel kayıpları açısından değerlendirilmesi gerektiğini önermektedir. Ayrıca çocukların sadece fonksiyon açısından değil aktiviteleri ve bunların sonucu da sosyal hayata katılım durumlarının detaylı bir şekilde incelenmesi önerilmektedir. Ancak, ülkemizdeki pek çok klinikte agresif bir kanser türü olduğu için lösemili çocukların tıbbi durumları önemsenmekte, bu dönemde ve sonrasında fonksiyonel problemleri göz ardı edilebilmektedir. Hatta çocukların bağışıklık sistemleri düştüğü için aktivitelerini kısıtlamaları, kendilerini izole etmeleri gerektiği önerilmektedir. Bu sebeplerle çocukların inaktif bir hayat sürdüğü ve fonksiyonel kayıplarının da buna bağla daha da arttığı pek çok araştırmada bildirilmiştir. Buradan yola çıkarak önerdiğimiz bu projede tedavinin herhangi bir aşamasında veya tedavisi biten lösemili çocukların fonksiyon, aktivite ve katılım bakış açıları ile detaylı ve kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Değerlendirme sonuçlarına göre tıbbi durumuna uygun egzersiz ve aktivitelere yönlendirilmesi, bu yönde teşvik edilmesi, gerekli görüldüğünde birebir fizyoterapi ve rehabilitasyon programına alınması amaçlanmıştır.

Güncel fizyoterapi ve rehabilitasyon kapsamında SP’li çocuklar, Dünya Sağlık Örgütünün oluşturduğu Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (International Classification of Functioning- Child and Youth /ICF-CY) çatısı altında değerlendirilmektedir. SP'li çocuklarda tanı konulduktan itibaren fiziksel aktiviteyi desteklemek, inaktif, sedatif bir yaşamdan uzaklaştırmak, yaşam boyu aktivite ve katılım tabanlı rehabilitasyon bakış açısını kazandırmak bu çocukların desteklenmesi, sağlık masraflarının azaltılması, bağımsızlığının sağlanması için oldukça önemlidir.

Teknolojinin ve bakım şartlarının gelişmesi ile prematüre bebeklerin hayatta kalma oranları artmaktadır. Ancak bu, bebeklerde morbidite oranının yükselmesine neden olmuştur. Prematüre bebekler kardio-pulmoner problemler, dolaşım ve sindirim sorunları, intrakranial problemler, organ anomalileri, genetik ve metabolik problemler, nörogelişimsel problemler, kas-iskelet sistemi sorunları, duyusal ve bilişsel problemler gibi çok geniş çerçevede problemler yaşayabilmektedirler. Tüm bu sebeplerden riskli bebeklere erken müdahale önem kazanmaktadır.

Tele-rehabilitasyon farklı yazılım şekilleri ve programları ile çeşitli popülasyonlarda kullanılan bir sistemdir. Tele-rehabilitasyonun hastaneye fiziksel erişimin kısıtlı olabileceği durumlarda faydalı olduğu, kronik hastalıklarda hastaneye başvurma ve hastaneye yatış sürelerini azalttığı, sağlık giderlerini düşürdüğü, sanal gerçeklik benzeri eğlenceli ve motivasyonel programlarla katılımcının rehabilitasyona devamını sağladığı, hareket sitemlerinin tedavisinde ve zihinsel fonksiyonların artırılmasında faydalı olduğu, çeşitli kronik hastalıkları bulunan çocuklarda fiziksel aktiviteyi ve sosyal hayata katılımı artırdığı son yıllardaki çalışmalar ile ortaya konmuştur. Ülkemizde çocuklar hem hastanelerde hem de özel eğitim merkezlerinde tedavi alabiliyor olsa da çocuklarda var olan fiziksel engelin ağırlığı, enfeksiyon riski gibi durumlarda bu tedavi hizmetlerine ve ev egzersiz programlarına ulaşımlarında zorluklar yaşanmaktadır. Ev programlarında hem egzersizlerle tedavinin yoğunluğu artırılarak tedavinin başarısını artırılmakta hem de günün çoğunu çocuğu ile geçiren ailelerin çocuklarına nasıl yardım edeceklerini sağlık personeli tarafından ailelere öğretilmektedir. Ancak hem ev programlarına hem de geleneksel tedavi sunan sağlık merkezlerine erişimde problemler yaşanabildiği durumlar meydana gelmektedir. Örneğin, yeni tip korona virüs (Covid-19) sürecindeki karantina koşullarında veya doğal afet, uzmana erişmede güçlük, gibi durumlara ek olarak fiziksel olarak rehabilitasyon koşullarının yerine getirilemediği durumlarda engelli çocuklar ve ailelerinin bilgi alacağı, sürecin yönetilmesi ve yönlendirilmesine yönelik sorularının yanıtlanacağı, rehabilitasyon programlarına ulaşabilecekleri bir tele-rehabilitasyon uygulamasına ülkemizde daha ihtiyaç duyulduğu görülmüştür.

Serebral palsili çocukların egzersizleri/hareketleri bol tekrar etmesi, fonksiyonel ve anlamlı günlük yaşam aktivitelerinin pratiği gibi bu hedefler çocuğun kısmi veya tüm vücut ağırlığının desteklenebilmesi, oyunlarla tedavinin daha eğlenceli hale getirilmesi ve çocuğun motivasyonunun artması gibi avantajları nedeniyle teknoloji rehabilitasyon alanına girmiştir. Dahası geliştirilen teknolojik rehabilitasyon cihaz/sistemleri sadece tedavide değil değerlendirmede de klinik ölçümlere göre daha hassas veriler sunmaktadır. Bu sayede çocuğun tedaviden elde ettiği kazanımlar belirlenebilmekte ve tedavi süreci bu veriler ışığında güncellenebilmektedir. Yakın gelecek zamanda bu cihaz/sistemlerde rehabilitasyon hizmeti alan çocukların sayısının artması ile büyük veriler elde edilerek benzer özellikteki çocukların rehabilitasyon süreçleri incelenebilecek, böylece en uygun rehabilitasyon yaklaşımları seçilebilecek ve çocuk ile ilgili gelecek projeksiyonu daha net öngörülebilecektir. Özellikle pediatri grubunu içeren nörogelişimsel problemlerde, çocukların ilgisini çekebilmek, motivasyonlarını arttırabilmek, tedaviye sürekliliklerini sağlamak amacı ile bu tarz teknolojik cihazların değerlendirme ve tedavide kullanımına yer verilmesi oldukça önemlidir.

Üniversitemiz ve Üniversite Hastanemiz tıp alanının farklı branşları öncü olma geleneğine sahiptir. Obstetrik brakial plesksus yaralanmaları nadir görülen hastalık sınıfında yer almakla birlikte, üniversite hastanemiz ve fizik tedavi rehabilitasyon fakültesinde bulunan pediatrik rehabilitasyon ve el rehabilitasyonu araştırma üniteleri bu hastalık için ülkemizde takip, izlem ve tedavi de ana merkez konumundadır. Benzer şekilde nadir görülen birçok hastalık için de aynı durum mevcuttur. Bu alanların gelişmesi ve bu alanlara yönelik araştırma enstitülerinin kurulması üniversitemizin akademik üretimlerini artıracağı gibi tüm dünyada seçkin nadir hastalıklar merkezi haline gelmesini destekleyecektir.